Yeni medya dijital teknolojilerin kullanıldığı, bilgisayar monitörleri veya elektronik aletler gibi elle tutulabilir donanımlardan grafik editörleri, web siteleri ve programlama dilleri gibi yazılımsal bileşenlere kadar geniş bir aralıkta oluşan işlere verilen genel bir ad. Bazen “bilgisayar sanatı” veya “dijital sanat” olarak da adlandırılabiliyor. İlk bilgisayar sanatı işlerinden biri olan Hiroshi Kawano’nın algoritmik yorumlarından Piet Mondrian’ın ikonik gridli resimlerine, 1960’ların programlama ve dijital baskılarına, Cory Arcangel’ın Hacklenmiş Nintendo kartuşunun Super Mario Bulutları (2002) yapışına kadar yeni medya sanatı teknoloji gelişip değiştikçe çeşitlenen bir akım.
1960’lı yıllarda dijital sanatın dünyada örnekleri görülmeye başlarken bu alanda Türkiye’de ilk olarak 1970’li yıllarda Nil Yalter ve Teoman Madra gibi birkaç sanatçı o yıllar için yeni bir medya olan videoyu kullandı. Yeni teknolojilerin sanatsal kullanımının Türkiye’deki ilk örnekleri, 1995 yılında 4.Uluslararası İstanbul Bienali’nin bir parçası olan BM Contemporary Art Center’ın düzenlediği “Concrete Visions” sergisinde görüldü. Bu sergide Arye Wachsmuth, Ergül Özkutan, Teoman Madra, Fatih Aydoğdu, Onur Eroğlu, Angela Melitopoulos medyayı bir ifade aracı olarak kullandı.
1960’lar özellikle de Batı’da bilgisayar sanatının öncü yıllarındandı fakat buna rağmen Japonya’daki eş değerde önemli işlere dikkat edilmemişti. Hiroshi Kawano, filozof ve estetisyen kimliği ile hem müzik hem de görsel sanatlarla ilgiliydi. Görsel sanatı ilk 1964’te IBM Review’da yayımlandı ve onu sanatta bilgisayar teknolojilerinin öncülerinden biri yaptı. Max Bense ve Claude Shannon’dan ilham aldığı teorilerini bilgisayar aracılığıyla uyguladı. 1956’da Alman filozof Max Bense ve Amerikalı matematikçi Claude Shannon ile tanışması, estetiğe farklı bir bakış açısı getirmesini sağladı. Bense’in 1954 tarihli Aestheitca’sı ve Shannon’un 1948 seneli A Mathematical Theory of Communication’ını okuduktan sonra, bu yaklaşımların estetik ve sanata uygulanabilme potansiyelini gördü. Bunun üzerine Bilgi Estetiği (1962) makalesini yayımladı ve bilgisayarları sanatta kullanmakla ilgili teorilerini yazdı. 1964’te bilgisayarda programlamalarına başladı.
Bu teorileri uygulayabilmek için, Kawano Markov süreç modelini çalışmaya başladı. Mühendislikte önemi olan markov zincirleri, olasılık tabanlı rastgele döngüler ile gösterilen matematiksel durumlardır. Bu zincirlerin özellikleri tüm çıktı geçmişini önemsemeden ya önceki durumla ondan hemen önceki durumun arasındaki özellikle belirlenir, ya da sadece şimdiki durum ile belirlenir. Bu yaklaşım Shannon’un teorileriyle uyumluydu ve daha sonra da Markov teorisinin zaten dilbilim ve müziksel ifadelere uygulandığını buldu ama Markov modelini görsel ifade edebilmek için tek boyutlu düzlemden çıkmayı istiyordu. Kawano’nun bir filozof ve estetisyen olarak, bilgisayar teknolojilerine bir sanatçı veya mühendisten farklı olarak estetik teoriyle yaklaşması ve görsel alandaki matematik tabanlı çalışmaları onu tek kıldı.